<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>okulportal.tk - Yazılar için özet akışı..</title><link>http://www.okulportal.tk</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>iletisim@okulportal.tk</webMaster><copyright>2o10 © Copyright</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Nihat Hatipoğlu Soralım Öğrenelim</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-259-nihat_hatipoglu_soralim_ogrenelim.html</link><description>SORALIM öĞRENELİMSoru: Dini açıdan kocamı boşama yetkim var mı?Cevap: Dini açıdan koca, boşama yetkisini kısmen veya tamamen eşine devredebilir. Bu durumda kocanın boşama yetkisi devam eder. Ama bu yetkiyi alan kadın da kendisini eşinden boşayabilir. Bu durumdaki kadının, kocasına Kendimi senden boşadım veya Seni boşadım sözü geçerli olur.Soru: Kırkı çıkmayan loğusa kadın, başka birinin çocuğunu ziyarete gidebilir mi?Cevap: Tabii ki gidebilir. Loğusa bir kadının dışarı çıkmasında veya çocuk ziyaretine gitmesinde herhangi bir sakınca yoktur.Soru: Bir insan Şöyle yaparsam Allah’ımı inkvveeaacute;r etmiş olayım derse durumu nedir?Cevap: Bir defa böyle bir söz İslam terbiyesine aykırıdır. Bu tür bir söz yemin sayılır. öncelikle bu sözü söyleyenin tövbe ve istiğfar etmesi gerekir. Daha sonra, sözü yerine getiremezse 10 fakire birer fitre miktarı (en az 8-10 TL) para vermesi veya üç gün üst üste oruç tutması gerekir.Soru: ölen kişinin karnının üzerine bıçak koyulması nedendir? Bidat mi?Cevap...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 6</category><pubDate>30.Ağu.2010 20:50:30</pubDate></item><item><title>İçim Acıyor</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-258-icim_aciyor.html</link><description>Hayatı, hayatın anlamını, toplumu, ülkemi, doğayı ve çevreyi, geleceğimizi düşünüyorum son günlerde, içim buruk, heyecansız, mutsuz ve umutsuz. İçim acıyor; yıllardır aile fertlerim, dostlarım arkadaşlarım, şirketimde çalışan hissiyatlı eski elemanlarım, iş arkadaşlarım herkes zaten biraz “kaçık”, hatta bazılarının açık telaffuz ettiği gibi “kaprisli ihtiyar” gözü ile bakıyorlar bu hissiyatıma. Bugün benim doğum günüm, şapkamı alıp önüme koyduğumda son yıllarda artık daha çok kendimin değil genellikle belki biraz çocuklarımın ve daha çok çevremdeki gençlerin ve tabiî ki toplumun muhasebesini yapıyorum kendimce. Ama her seferinde bu görüşlerimi anlattığım ve kendilerini eleştirdiğim insanların, özellikle gençlerin beni dinlediklerini fakat ne yazık ki hareket etmediklerini, hayatlarını değiştiremediklerini, onların benliğinde hiçbir yeni heyecan doğuramadığımı hissediyor ve üzülüyorum.öncelikle eğitim ve öğretimin 1980 öncesi kuşağının algıladığı gibi algılanmadığını görüyorum. Neden? B...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 16</category><pubDate>29.Tem.2010 11:52:49</pubDate></item><item><title>Hangi Bilgisayarı Satın Almalıyım?</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-257-hangi_bilgisayari_satin_almaliyim.html</link><description>Hangi Bilgisayarı Satın Almalıyım? önümüzdeki sene İTü’den mühendis olarak mezun olup Bilgisayar Bölümünde Intel 8080 mikro işlemcili ilk bilgisayarımı wirerap denilen deney platformlarında monte etmemin üzerinde tam 30 sene geçmiş olacak. Bu 30 sene içinde mezuniyet proje sınavımda profesörlerden birinin sorduğu sorudan bugüne kadar belki yüzlerce kişi bana “Hangi bilgisayarı satın almalıyım?” diye sormuştur. Soru soran ailelerin çoğuna nenden daha bilgisayar almamaları gerektiğini anlatmam bir yana daha çok “Hangi bilgisayarı almamalısınız!” bunu anlatmaya çalışmışımdır. Geçen hafta dünyanın en büyük üreticilerinden Foxconn’un sorumlu müdürlerinden biri Türkiye’de de çok anlamsız bir NetBook çılgınlığı olduğunu vurgulayıp bunun sosyolojik nedenlerini bana anlatmaya kalkınca artık susmaman gerektiğini kavradım. İnsanlara hangi bilgisayarı almaları gerektiğini anlatmak zor; aslında bunun tespiti de zor ve göreceli, ama hangi bilgisayarı almamaları gerektiğini tespit etmek daha kolay ve...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 13</category><pubDate>29.Tem.2010 11:50:03</pubDate></item><item><title>BERÂT GECESİ</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-256-berât_gecesi.html</link><description>BERAT GECESİDUASI Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu geceRabbine şöyle dua etmiştir:ALLAHım, azabından affına, gazabından rızanasığınırım,Senden yine Sana iltica ederim.Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim.Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesinBERâTGECESİ Şaban ayınınondördüncü gününü onbeşinci gününe bağlayan gece.Bu gece, değişikadlarla da anılmaktadır:Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olmasısebebiyle 'Mübârek'; kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmalarısebebiyle 'Beraet'; kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle 'Rahmet', geceyi iyideğerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle 'Beraeveya Sakk' adı da verilir.Bu gecenin beş özelliği vardır:1) Bugecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.2) Bu geceyi ibadetlegeçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından meleklergönderilir.3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.4) Bu gecedeyapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.5) Bu gecede Peygamberimizeşefaat yetkisinin tamamı verilmi...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 21</category><pubDate>26.Tem.2010 15:20:22</pubDate></item><item><title>Teknoloji korkusu: Elektrofobi…</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-255-teknoloji_korkusu_elektrofobi….html</link><description>Yeni teknolojilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirme, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıyor ve bu “elektrofobi”ye dönüşüyor. İstanbul üniversitesi (İü) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biofizik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, yeni teknolojilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmeyle, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıldığını ve bunun “elektrofobi”ye dönüştüğünü söyledi. Prof. Dr. Kalkan, elektromanyetik alanların insan sağlığına etkisi konusunda sorularını yanıtlarken, elektromanyetik dalga spekturumunun kozmik ışımalardan nükleer radyasyona, ultraviyoleden kızılötesi ışımaya karar geniş alanda bulunduğunu ve mikrodalga fırın, cep telefonu, baz istasyonu, telsiz yayınları, yüksek gerilim hatları, tıbbi cihazlardaki sistemlerin hepsinin elektromanyetik dalga yaydığını anlattı. Radyasyon, kozmik ışıma gibi görünür ışığın daha yüksek frekansta bulunduğundan, enerjilerinin de çok ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 153</category><pubDate>11.Mar.2010 16:26:07</pubDate></item><item><title>Kat Mülkiyeti Kanunu Son Değişiklikleri ile</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-254-kat_mulkiyeti_kanunu_son_degisiklikleri_ile.html</link><description>KANUN NO: 634 KAT MüLKİYETİ KANUNU Kabul Tarihi: 23 Haziran 1965 Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 2 Temmuz 1965 - Sayı: 12038 5.t. Düstur, c.4 - s.2932BİRİNCİ BöLüM GENEL HüKüMLER A) KAT MüLKİYETİ VE KAT İRTİFAKI: I - GENEL KURUL: MADDE 1 - Tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkân, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanları üzerinde, o gayrimenkulün maliki veya ortak malikleri tarafından, bu Kanun hükümlerine göre, bağımsız mülkiyet hakları kurulabilir. Yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir yapının, birinci fıkrada yazılı nitelikteki bölümleri üzerinde, yapı tamamlandıktan sonra geçilecek kat mülkiyetine esas olmak üzere, arsa maliki veya arsanın ortak malikleri tarafından, bu Kanun hükümlerine göre irtifak hakları kurulabilir. II - TARİFLER: MADDE 2 - Bu kanuna göre : a) Kat mülkiyetine konu olan gayrimenkulün bütününe (Anagayrimenkul); yalnız esas yapı kısmına (Anayapı); anagayrimenkulün ayrı ayrı ve başlı başın...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 1283</category><pubDate>07.Mar.2010 19:06:49</pubDate></item><item><title>misket</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-253-misket.html</link><description>Bir çocuk misketini hızlıca yere vurdu.Birinci katın için girdi.Bir çocokta o misketi şeker diye yuttu.Annesi bunu görünce çok korktu.üçüde doktora gitmiş.Doktor misketi atan çocuğa: Hiç bir şeyin yok.demiş. Annesi telaşla: O değil bu yutan demiş.Doktor: O zaman sen neden geldin? Misketimi almaya geldim......</description><author>ilknur</author><category>Okunma: 708</category><pubDate>01.Mar.2010 22:57:31</pubDate></item><item><title>Kutlu Doğum ve Mevlüt Kandili</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-252-kutlu_dogum_ve_mevlut_kanndili.html</link><description>Kutlu Doğum ve Mevlid KandiliHayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun? sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 106</category><pubDate>28.Şub.2010 20:23:00</pubDate></item><item><title>İş Yerinde Mutlu Olmak</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-251-is_yerinde_mutlu_olmak.html</link><description>Sevdiğiniz bir işte çalışmak ve iş yerinde mutlu olmak. Günümüz Türkiye koşullarında birçoğumuzun kulağına bir ütopya gibi geliyor. Peki, iş yerinde mutlu olmak neden bu kadar önemli? Yeni nesil çalışanlarla günümüz çalışanlarını karşılaştırdığımızda aslında fark açıkça ortaya çıkıyor. Eskinin yeter ki iyi para versinler ne iş olsa çalışırım diyen çalışanları bugün iş yerinde paradan önce huzur isteyen çalışanlarına bırakmış durumda. Bunun sebepleri arasında da çalışanların işe bakış açılarının yanı sıra şirketlerin farklı ihtiyaçları da sayılabilir. Eskiden rutin iş süreçlerinin hâkim olduğu iş hayatı bugün çok daha yaratıcı ve rekabetçi olmayı gerektiriyor. Bu noktada da çalışanların mutlu olması çok büyük önem kazanıyor. çalışan, işini sevdiği ve işinde mutlu olabildiği sürece yaratıcı, verimli ve başarılı olabiliyor. Kendini “Chief Happiness Officer” (mutluluk yöneticisi) olarak tanımlayan dünyaca ünlü Danimarkalı yazar Alex Iqerulf, “İskandinav geleneğinde iş yeri mutluluğunun çok...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 156</category><pubDate>24.Şub.2010 20:23:32</pubDate></item><item><title>Teknoloji korkusu: Elektrofobi…</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-250-teknoloji_korkusu_elektrofobi….html</link><description>Yeni teknolojilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirme, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıyor ve bu “elektrofobi”ye dönüşüyor. İstanbul üniversitesi (İü) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biofizik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, yeni teknolojilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmeyle, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıldığını ve bunun “elektrofobi”ye dönüştüğünü söyledi. Prof. Dr. Kalkan, elektromanyetik alanların insan sağlığına etkisi konusunda sorularını yanıtlarken, elektromanyetik dalga spekturumunun kozmik ışımalardan nükleer radyasyona, ultraviyoleden kızılötesi ışımaya karar geniş alanda bulunduğunu ve mikrodalga fırın, cep telefonu, baz istasyonu, telsiz yayınları, yüksek gerilim hatları, tıbbi cihazlardaki sistemlerin hepsinin elektromanyetik dalga yaydığını anlattı. Radyasyon, kozmik ışıma gibi görünür ışığın daha yüksek frekansta bulunduğundan, enerjilerinin de çok ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 141</category><pubDate>24.Şub.2010 15:43:51</pubDate></item><item><title>Hayat alanınızı genişletin</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-249-hayat_alaninizi_genisletin.html</link><description>Hayat alanı, insanın yaşadığı zaman, mekân ve ilişkiler toplamından ibaret olarak değerlendirilir genellikle. özellikle de yaşadığı mekân ve ilişkiler toplamı olarak anlaşıldığı durum daha yaygındır. Bu tür değerlendirmeler hayat alanı ile ilgili doğru yaklaşımları göstermemektedir. Hayat alanı öncelikle yaşanan hayat ile sınırlı değildir. Yaşananlar, hayatın kendisidir ama hayat alanı bunlarla sınırlı değildir. Hayat alanı insanın imkân alanıdır. Yaşadıkları ile beraber yaşama imkanı olan her hadise yaşanmasa ve hatta ömür boyu yaşanmasa dahi insanın hayat alanındadır. İnsanın hayat alanı, geçmişte yaşadıkları, halen yaşıyor oldukları ile ilgilidir. Fakat hayat geriye dönük olmadığı ve sürekli ileriye doğru hamle yaptığı için, gelecekte yaşanma ihtimali olan olaylar ile daha fazla ilgilidir. Gelecekte yaşanma ihtimali aynı zamanda insanın imkân alanı ile ilgili olduğu için imkân alanı hayat alanını belirleyen en önemli amillerden biridir. İmkân alanı hayat alanının gelecekte kazanacağ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 174</category><pubDate>14.Oca.2010 01:27:06</pubDate></item><item><title>Mutluluğa Giden Yolda Kadınları Fethetmenin Yolları</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-248-mutluluga_giden_yolda_kadinlari_fethetmenin_yollari.html</link><description>İnsanı mutluluğa götüren güç, zorlukları aşarak kazanılır. Mutluluğa giden yolda emek vermeden, çile çekmeden, güçlükleri alt etmeden ilerlemek mümkün değildir. Ancak yaşam felsefesi buna göre düzenlenirse, mutlu olunabilir. Kadınların erkekler konusunda en çok dile getirdikleri yakınma, erkeklerin onları dinlemediği ve anlamadığı hususudur. Kadının ilişkideki önceliği, paylaşmak ve yakınlık hissetmektir. Erkeğin önceliği ise yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir. Erkekler doyumu başarıda ve sonuç almada bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemsemede yaşarlar. Kadın, erkek istemeden öneride bulunursa bu, erkekte güçsüzlük ve beceriksizlik duygusu uyandırır. Bir erkekte ne yapacağını bilmediği duygusunu uyandıran bir kadın, erkeği anlamıyor demektir. Bir kadın erkeğe kendisini iyi ve yeterli hissettirir, “Kontrol bende!” duygusunu yaşatırsa o erkeğe çok şey yaptırabilir. Etkin Dinleyicilik Kadının psikolojik ihtiyacı çözüm, değil dinlenilmektir. Erkeğinki ise güve...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 100</category><pubDate>14.Oca.2010 01:23:42</pubDate></item><item><title>Çocuğunuza odaklanmış ilgi gösterin!</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-247-cocugunuza_odaklanmis_ilgi_gosterin.html</link><description>çocuğunuzla geçirdiğiniz zaman ne kadar kaliteli? İlginiz gerçek mi? Hep duyduğumuz; konuştuğumuz bir konudur: çocuğa gösterdiğimiz zamanın miktarının çok olması değil içeriğinin iyi olması önemli. Amaç kaliteli – nitelikli zaman geçirmek. Anne babalarda -yoğun çalışıyor olsalar da- buna dikkat edildiğini görüyorum. Herkes çocuğuna vakit ayırmak ve onunla birşeyler yapmak istiyor mutlaka. Bu konuyu biraz daha derinleştirmek ve farklı noktalara dikkat çekmek istiyorum. çocuklarımızla nitelikli zaman geçirmek için; hatta bazen bunun kaygısını da taşıyarak ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Aktivite kitapları, sofisitike oyuncaklar… Bir keresinde bir baba; “Oğluma ne önerirsem önereyim, o benimle atçılık oynamak istiyor!” demişti. Amacımız elbette çocuklarımıza bir şeyler katmak, onların gelişimini desteklemek olabilir ama birlikte geçirilen zamanın keyifli olması, çocuğun eğlenmesi de bir o kadar önemli sanırım. çünkü çoğu zaman asıl ihtiyaç anne ve babayla olmak, konuşmak, paylaşmak zaten. O ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 99</category><pubDate>14.Oca.2010 01:21:42</pubDate></item><item><title>Düzenli Egzersiz Yapamıyor Musunuz?</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-246-duzenli_egzersiz_yapamiyor_musunuz.html</link><description>Düzenli egzersiz yapamıyoruz, çünkü spor yapmamak için sürekli bahaneler buluyoruz.çocuklukta elde edilemeyen spor veya egzersiz yapma alışkanlığının maalesef sonraki zamanlarda elde edilmesi çok daha güçleşiyor. Bir çok insan için spor, bir takım tutmaktan öte gidemiyor.Kimi insanlar ise hayatlarının belirli dönemleirnde spor veya egzersiz yapma kararı alıyorlar bir süre boyunca da uyguluyorlar.Ama malesef toplumumuzda sporun bir yaşam biçimi olarak benimsemiş olan kişi sayısı çok az. çocuklukta kazanlımamış olan egzersiz yapma alışkanlığı ilerleyen yıllarda bazı sağlık sorunları ile karşılaşıldığında edinilmeye çalışılıyor.Halbuki insanlar daha çocukluktan itibaren bir sporla uğraşmayı alışkanlık haline getirseler ya da egzersizi günlük hayatlarının bir parçası olarak kabullenseler ilerleyen yaşlarda sağlık sorunuyla karşılaşma olasılıkları oldukça düşecektir. Toplum olarak fazla benimsenmeyen spor yapma alışkanlığı sayesinde her yaşta sağlıklı ve dinç kalmak mümkün olmakta.önemli ol...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 98</category><pubDate>14.Oca.2010 01:19:37</pubDate></item><item><title>Üretkenliğinizi Arttıracak Stratejiler</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-245-uretkenliginizi_arttiracak_stratejiler.html</link><description>Kariyerinizde yardımcı olan organizasyon stratejileri neler? üretkenliğinizi neler arttıracak? Genç profesyonellerin öğrenmesi ve takip etmesi gereken çok fazla organizasyon stratejileri vardır, ama çoğu önemsenmez. Etkili ve düşünceli organizasyon stratejileri geliştirmek size zaman kazandıracak ve patronunuzun gözüne girmenizi sağlayacaktır. Sizin üretkenliğinizi ve başarınızı arttıracak bir alışkanlık olacaktır Beklentiler ve görevler Her haftanın başında, önünüzdeki haftanın görevlerini belirlemek için bir iki saat ayırın, programlarınızın uygunluğunu, süresi dolmak üzere olan projeleri ve bu projeleri zamanında bitirip bitiremeyeceğinizi analiz edin. Problemleri veya sorun çıkarabilecek noktaları önceden belirleyin. Zaman kontrolü ve yönetimi üretkenlik iyi bir organizasyon stratejisinin sonucudur, ama en etkin kişi bile gün içinde işi yavaşlatabilecek olayları tamamen yok edememektedir. Oturduğunuz yerde bazı düzenlemeler yapın. Her geçenle göz kontağı kurmayacak şekilde oturun.d...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 91</category><pubDate>14.Oca.2010 01:15:55</pubDate></item><item><title>Bardağın dolu tarafı</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-244-bardagin_dolu_tarafi.html</link><description>Gökyüzü çok bulutlandığı zamanlarda bile aslında güneş biryerlerdedir Soğuk bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan bir balıkçı filosu denize açıldı. öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti. Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini oğuşturup, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Tanrıya yakararak rüzgara açık kıyıda bir aşağı bir yukarı dolandılar. Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı. Erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı. GökyüzüAncak gün ışıdığında, herkesin sevinçle gördüğü gibi balıkçı teknelerinin tümü de sağlam olarak limana döndü. Fakat, orada ümitsiz bir kişi varda. Bu kişi yangında evi kül olan adamın eşiydi. Kocası karaya çıkarken çığlık çığlığa bağırıyordu, “Aman Allah’ım, mahvolduk! Evimiz, içindeki herşeyle birlikte yangında kül oldu!” Adam ise, kadını şaşırtan şu sözleri haykırdı, ” O yangına şükürler olsun! Yanan...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 86</category><pubDate>14.Oca.2010 00:56:25</pubDate></item><item><title>İş Yerinde Mutlu Olmak</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-243-is_yerinde_mutlu_olmak.html</link><description>Sevdiğiniz bir işte çalışmak ve iş yerinde mutlu olmak. Günümüz Türkiye koşullarında birçoğumuzun kulağına bir ütopya gibi geliyor. Peki, iş yerinde mutlu olmak neden bu kadar önemli? Yeni nesil çalışanlarla günümüz çalışanlarını karşılaştırdığımızda aslında fark açıkça ortaya çıkıyor. Eskinin yeter ki iyi para versinler ne iş olsa çalışırım diyen çalışanları bugün iş yerinde paradan önce huzur isteyen çalışanlarına bırakmış durumda. Bunun sebepleri arasında da çalışanların işe bakış açılarının yanı sıra şirketlerin farklı ihtiyaçları da sayılabilir. Eskiden rutin iş süreçlerinin hâkim olduğu iş hayatı bugün çok daha yaratıcı ve rekabetçi olmayı gerektiriyor. Bu noktada da çalışanların mutlu olması çok büyük önem kazanıyor. çalışan, işini sevdiği ve işinde mutlu olabildiği sürece yaratıcı, verimli ve başarılı olabiliyor. Kendini “Chief Happiness Officer” (mutluluk yöneticisi) olarak tanımlayan dünyaca ünlü Danimarkalı yazar Alex Iqerulf, “İskandinav geleneğinde iş yeri mutluluğunun çok...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 115</category><pubDate>14.Oca.2010 00:41:10</pubDate></item><item><title>Uykusuzluk başarısızlığı davet ediyor . . .</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-242-uykusuzluk_basarisizligi_davet_ediyor.html</link><description>Uyku ile başarı arasında doğru orantı var. özellikle gelişme çağında olan çocukların yeterli uyku alması başarılı olmaları açısından büyük önem taşıyor. İlköğretim çağındaki çocukların beyni hızlı gelişim sürecinde olduğundan yeterli uyku, fiziksel ve bilişsel gelişmenin sağlıklı olarak gerçekleşmesini sağlıyor… çocukların beyni hızlı gelişim sürecinde olduğundan yeterli uyku önem taşıyor. özellikle ilköğretim yaşındaki çocukların beyni hızlı gelişim sürecinde olduğundan yeterli uyku, fiziksel ve bilişsel gelişme büyük önem taşıyor.Konuyla ilgili olarak Dr. Sabri Derman şunları söyledi: “Bilimsel araştırmalar, uyku süreleri 1 hafta süreyle bir saat bile azalan çocuklarda dikkat, konsantrasyon, öğrenme ve hafıza becerilerinde ölçülebilir belirgin azalmalar olduğunu saptamışlardır. Uykuları yetersiz olan çocukların okuma, yazma ve matematik problemleri çözme becerilerinin bozulduğunu ve sağlıklı uyuyanlara göre bu öğrencilerin daha düşük notlar aldığını açıkca gösteren araştırmalar bulun...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 92</category><pubDate>28.Ağu.2009 22:46:13</pubDate></item><item><title>Sıradışı konuşma, ama nasıl?</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-241-siradisi_konusma_ama_nasil.html</link><description>Hayatımız boyunca en çok yaptığımız ama üzerinde çok az çalıştığımız konu nedir? Konuşmak! İnsan dünyaya geldiğinden itibaren ilk birkaç yaşından itibaren konuşur, dilsel iletişim kurar. Anne babayla iletişim kurmadan alışverişe, arkadaşlık yapmadan okulda ödev sunmaya kadar sayısız yerde konuşuruz. Bir insanın konuşmadan geçirdiği gün yoktur, neredeyse. Türk insanı ise konuşmayı yazmaktan çok sever. ülkemizde satılan bilgisayar sayısı birkaç milyon kalırken, satılan cep telefonu sayısının on milyonlarca olması bu durumun açık bir delili kabul edilebilir. Konuşmayı bu kadar çok sevmemize rağmen, düşüncelerimizi etkili bir şekilde karşımızdakine iletme konusunda okulda özel bir yöntem öğretmezler, çok azımız da böyle bir yöntem arar. “Beni bir tek sen anladın, sen de yanlış anladın.” Bu kadar çok konuşmamıza rağmen birbirimizi anlamamamız da ilginç bir sonuçtur. İletişim kuramıyoruz, çünkü ne mesaj verme konusunda, ne de başkalarının ne şekilde algıladığı konusunda çok fazla bilgi sahib...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 91</category><pubDate>28.Ağu.2009 03:55:52</pubDate></item><item><title>Ey şans! Kimden yanasın?</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-240-ey_sans_kimden_yanasin.html</link><description>Şanssızım diyen birinin şansının hiç gülmediğini fark etmişsinizdir. Kendi kendime bir an şöyle düşünüyorum: Şanssız olan kişi kendi etrafında adeta camdan bir kalkan örüyor ve bu kalkan o kişinin dış dünya ile olan iletişimini koparıyor. Aynı şekilde gelebilecek pozitif enerjiler de o kalkana çarpıyor ve geri dönüyor. Her nasılsa şanssızlık denen musibet yakamıza yapışıp uzun bir süre bırakmayabiliyor. Hatta insanlar şanssızlıklarını alt etmek için birçok yöntem geliştirmişler. Kurşun döktürmeler, loto kuponları, at yarışları, piyango biletleri… Ne kadarının işe yarayıp yaramadığı ayrı bir tartışma konusu. Aklıma benim bulduğum komik bir çözüm geliyor bu konuları düşünürken. Bu gibi durumlarda biraz beklemek gerekiyor sanırım. Hani şanssızlığın bizi bir yerlerde unutup yakamızı bırakması için en azından. Kendimizi unutturduktan sonra da yeniden başlayıp şansımızın dönmesini sağlayabiliriz belki.Hal böyleyken sorunun çözümünün aslında daha kolay olabileceğini düşünüyorum. Kafama şöyle ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 79</category><pubDate>28.Ağu.2009 03:53:36</pubDate></item><item><title>Aklını Başına Al...</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-239-aklini_basina_al.html</link><description>Pişman olacağın, dizlerini dövecegin o gün gelmeden aklını başına al...Anne karnındaki bebeğin ağzı vardır, gözü vardır, kulağı vardır, eli vardır, ayağı vardır. Bütün azaları tam tekmil verilmiştir. Halbuki bunların hiçbirine ana rahminde lüzum yoktur. Orada çocuk, gıdasını göbeğinden annesine bağlı bir hortumla almaktadır.Simdi bu çocuk: - Ya Rabbi!, şu hortum bana yetmektedir. Peki şu ağıza, su göze, şu kulaga, şu ele, şu ayağa ne luzum var. Bunların tamamı hiç bir işe yaramamaktadır? dese...Herhalde şöyle bir cevap alacaktır: - Acele etme ey kul! Sen kısa bir müddet sonra öyle bir aleme gideceksin ki burada 'her şeyim' dedigin hortum, orada hiçbir şeye yaramayacak, kesilip atılacak. Lüzumsuz sandığın ağız, göz, kulak gibi şeylerde en luzumlu azaların durumuna gelecek. O çocuk bu gerçeklere akıl sır erdiremese ve bir inkarcı olarak dünyaya gelse, hakikaten ana rahminde herşeyi demek olan hortumun işe yaramadığını, onu doğurtan doktorun onu kesip attığını; lüzumsuz sandığı ağız, göz ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 81</category><pubDate>22.Ağu.2009 02:35:06</pubDate></item><item><title>ORUÇ HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-238-oruc_hakkinda_bilmemiz_gerekenler.html</link><description> (Bu Metin Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığınca Hazırlanmıştır) I. ORUç İBADETİNİN HİKMET VE FAYDALARIII. ORUç HAKKINDA BAZI GENEL BİLGİLER1.Ramazan Orucu Kimlere Farzdır?2. Hangi Hallerde Ramazanda Oruç Tutulmayabilir?a) Yolculuk b) Hastalık:c) Hamilelik ve çocuk Emzirme:d) Zor Ve Meşakkatli İşlerde çalışmak:e) Yaşlılık:3) Oruç Yerine Fidye Verilmesia. Fidye Ne Demektir?b. Fidye Miktarı Ne Kadardır?4) Oruca Niyet:5. Orucun zamanı:6. Akşamleyin Yatmadan önce Yemek Yeyip Oruç Tutmaya Niyet Eden Kişi Gece Uyandığında Henüz İmsak Vakti Girmeden Yemek Yeyip Su İçebilir mi?7. Sahurda Ezan Bitene Kadar Yemek Yenilebilir mi?8. Bayram Günü Oruç Tutulabilir mi?9. Cuma Günü Oruç Tutulabilir mi?10. üç Aylar Diye Adlandırılan (Recep, Şaban, Ramazan) Aylarının Aralıksız Olarak Oruçla Geçirilmesinin Bir Sakıncası Var mıdır?11. Kaza Oruçlarının Aralıksız Olarak Tutulması Şart mıdır?12. Bozulan Nafile Orucun Kaza Edilmesi Gerekir mi?13. Şevval Orucunun Hükmü Nedir?14. Aşvveeucirc;re Orucunun Hükmü N...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 88</category><pubDate>21.Ağu.2009 01:39:38</pubDate></item><item><title>Enerjik Hissetmenin 20 Yolu</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-237-enerjik_hissetmenin_20_yolu.html</link><description>Kendinizi yorgun hissetmemek için doğru zamanda doğru gıdalar tüketin, hayatınızı düzenleyin. 1. Aç olmasanız bile kahvaltı yapın. Böylece kendinizi daha hayat dolu hissedeceksiniz. Kahvaltı eden kişiler kendilerini gün boyu fiziksel ve zihinsel olarak daha dinç hissediyor. 2. üç ya da dört saatte bir yemek yiyin. üç küçük ana öğün ve gün boyu iki atıştırma kan şekerinizi ve enerji seviyenizi gün boyu yüksek tutar. Buradaki küçük kelimesine dikkat! Büyük yemekleri hazmetmesi daha fazla enerji gerektirir bu da uyuşukluk yaratır. 3. Liflere saldırın. Liderler kan akışınıza yavaş ve düzenli bir şekilde girer ve enerjiniz daha uzun süre olur 4. Omega 3’ler beyninize yararlıdır. Tuna ve Som balığı gibi balık türlerinde, cevizde ve kanola yağında çok bulunan Omega 3, beyin hücrelerini sağlıklı tutar ve zihninizi açık tutar. 5. Su için. Kanınızın ve diğer vücut sıvınlarının büyük bir oranı suda oluşur. çok az susuz kalsanız bile kanınız kalınlaşır ve kalbiniz organlarınıza daha çok kan basınc...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 93</category><pubDate>21.Ağu.2009 01:00:57</pubDate></item><item><title>Evlilik yıldönümü hediyesi</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-236-evlilik_yildonumu_hediyesi.html</link><description>Sema’nın kocası, Sema’ya evlilik yıldönümlerinde hediye olarak bir kitap almıştı. Sema, kocasına kitap için teşekkür etti; ama hediyeden hiç de memnun kalmamıştı. Neden bir yüzük, bir küpe değil de, bir kitap hediye etmişti ki! Kitabı hiç okumadan bir rafa koydu ve kitap öylece orada on yıl durdu. Sema’yı bir gün ziyaret eden çocukluk arkadaşı Deniz, bu kitabı gördü ve ödünç almak istedi. Sema, “Bu bana kocamın evlilik yıldönümü hediyesi. Bana bunu mutlaka geri vermelisin.” diyerek kitabı Deniz’e verdi. Sema’nın kocası o gün iş dolayısıyla üç günlük bir seyahate çıkmıştı. Sema evde yalnızdı. Gece yarısı saat iki gibi telefon çaldı. Sema biraz endişeyle telefonu açtı. Telefondaki Deniz’di. Büyük bir heyecanla “Sema, sen Birol ile evli olduğun için dünyanın en şanslı kadını olmalısın!” dedi. Sema, uyku mahmuru “ne oldu, neden gece yarısı bunu söylüyorsun bana?” diye sordu. Deniz “sen bana verdiğin kitabı okumadın mı? Beşinci ve on ikinci sayfalarda sana yazılmış iki şiir var. Bu şiirler ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 96</category><pubDate>21.Ağu.2009 00:46:43</pubDate></item><item><title>Ramazanda hem kilonu koru hem de acıkma!</title><link>http://www.okulportal.tk/yazilar-goster-235-ramazannda_hem_kilonu_koru_hem_de_acikma.html</link><description>Oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısı değiştiği için beslenme hataları yapılmakta ve bu beslenme hataları ciddi rahatsızlıklara yol açmaktadır. 11 ayın Sultanı Ramazanda Peygamberimiz inananlarına iftarda sofradan yarı tok kalkmalarını söylemiştir. Asırlar evvel söylenilen bu söze uyulsaydı kuşkusuz her yıl ramazan ayından sonra mide rahatsızlıkları ve kilo artışıyla seyreden diğer sağlık problemleriyle karşılaşılmazdı. Günümüzde ramazan ayı genellikle kilo alınan bir dönem olarak bilinmektedir. Oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısı değiştiği için beslenme hataları yapılmakta ve bu beslenme hataları ciddi rahatsızlıklara yol açmaktadır. Ramazan’da kilo korunabilir mi? Uzun saatler süren oruç nasıl kolay tutulur? Oruç tutmaya dayanamıyorsanız Sağlık Bakanlığı onaylı bitkisel tabletlerden yardım alabilirsiniz.. Ramazan ayı süresince uzun süre aç kalınmasına rağmen iftar ve sahurda yenilen bol miktarda gıda, yüksek kalorili hamur işleri ve tatlılar ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 68</category><pubDate>21.Ağu.2009 00:45:29</pubDate></item></channel></rss>