<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>okulportal.tk - Köşe Yazıları için özet akışı..</title><link>http://www.okulportal.tk</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>iletisim@okulportal.tk</webMaster><copyright>2o10 © Copyright</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Ders çalışma ortamı nasıl olmalıdır?</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-21-ders_calisma_ortami_nasil_olmalidir.html</link><description>Ders çalışma ortamının, başarıdaki rolü yadsınamaz. çalışmak üzere düzenlenmiş ferah bir ortam, öğrencinin motivasyonunu ve dikkat düzeyini artırır. çalışma ortamından kastedilen içinde lüks eşyaların ve teknolojik araçların bulunduğu, evin en konforlu yeri değildir. çalışma ortamı, içinde masa ve sandalyenin (mümkünse yastıklarla döşenmiş ve çok rahat hale getirilmiş olmasın) bulunduğu odadır. -------------------------------------------------------------------------------- öĞRENCİLERİ BAŞARIYA ULAŞTIRACAK İYİ BİR çALIŞMA ORTAMININ öZELLİKLERİ NELERDİR? a) öncelikle öğrencinin ders çalışabileceği bir masa ve sandalye bulunmalıdır. b) Telefon, televizyon, bilgisayar, müzik seti gibi, öğrenciyi ders çalışırken farklı düşüncelere sevk edecek, aklını dağıtacak araçlar bulunmamalıdır. c) öğrencinin çalışma masası, dışarıyı rahatça seyredebileceği kadar pencereye yakın ya da içerideki televizyon sesini ve konuşmaları duyabileceği kadar kapıya yakın olmamalıdır. d) çalışma odasında çok fazla ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 302</category><pubDate>28.Şub.2010 20:15:26</pubDate></item><item><title>Deneme sınavlarının ne faydası var?</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-20-deneme_sinavlarinin_ne_faydasi_var.html</link><description>Deneme sınavları bilgi, beceri, zaman kullanımını ölçmemizi sağlayan en önemli fırsatlardandır. Kaygı durumumuzu, stres faktörlerini deneme sınavlarına girerek aşabiliriz. Deneme sınavları, gerçek sınavın provasıdır ve öğrencileri gerçek sınava hazırlar. Tiyatrocular sahneye çıkmadan önce sergileyecekleri oyunu defalarca prova eder ve hata yapma ihtimallerini en aza indirirler. öğrencilerin hayatının yönünü belirleyen öSS’nin provası da deneme sınavlarıdır. Deneme sınavlarına giren aday, gerçek sınavda ne yapacağını bilir. öSS’nin yaklaştığı şu günlerde deneme sınavlarının adayların durumunu tespit noktasında belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Bu nedenle -evde çözülenler de dahil- tüm deneme sınavlarının dikkatle uygulanması gerekir. DENEME SINAVLARI, EKSİK KONULARIN TESPİT EDİLMESİNİ SAĞLAR Eksik konu, öğrencinin daha önce hiç çalışmadığı konu anlamına gelmez. Daha önceden çalışılan; ancak öğrencinin -o konuyla ilgili olarak- karşılaştığı tüm soruları çözemediği konular da...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 48</category><pubDate>28.Şub.2010 20:13:54</pubDate></item><item><title>Zamanı doğru kullanıyor musunuz?</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-19-zamani_dogru_kullaniyor_musunuz.html</link><description>Profesör sınıfa girip, karşısında duran öğrencilere kısa bir süre baktıktan sonra kürsüye doğru yürüdü. Kürsünün altına eğilerek, büyük bir kavanoz ve yumruk büyüklüğünde bir düzine taş çıkardı. Taşları kavanozun içine yerleştirdi. Kavanozun başka taş almayacağına emin olduktan sonra ‘Bu kavanoz doldu mu?’ diye öğrencilerine sordu. öğrenciler, ‘Hayır!’ cevabını verdiler. Profesör, kürsünün altından bu defa da bir kavanoz mıcır çıkardı. Ve mıcırı kavanoza döktü. Daha sonra kavanozu sallayarak mıcırın yerleşmesini sağladı. öğrencilerine dönerek, ‘Bu kavanoz doldu mu?’ diye sordu. Bir öğrenci ‘Dolmadı herhalde’ cevabını verdi. ‘Doğru’ dedi profesör. Profesör, kürsünün altına yeniden eğildi ve bir kavanoz kum aldı. Kumu, kavanozun içine döktü. Yeniden öğrencilerine döndü ve tekrar ‘Bu kavanoz doldu mu?’ diye sordu. öğrenciler hep bir ağızdan ‘Hayır!’ cevabını verdiler. ‘Güzel!’ dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı. Kavanoz dolana dek suyu boşalttı. Daha sonra öğrenc...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 47</category><pubDate>28.Şub.2010 20:11:39</pubDate></item><item><title>Başarısız olan öğrencilerin 'ortak özellikleri'</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-18-basarisiz_olan_ogrencilerin_ortak_ozellikleri.html</link><description>Daha önce sınava giren ve başarısız olan öğrencilere; başarısızlık sebepleri sorulduğunda, cevaplarının birbirine çok yakın olduğu görülmektedir. Bu cevaplar aslında öSS’ye hazırlanan bir adayın nelerden uzak durması gerektiğini göstermektedir. Yanda sıralanan özelliklerden bir veya birkaç tanesine sahip olan adaylar, hemen harekete geçmeli ve kararlı olmalıdır. Potansiyelinizi boşa harcamayın. Sizin gezmek, uyumak, televizyon seyretmek gibi ihtiyaçları tabii ki olacaktır. Ancak; haziran ayına kadar bu istteklerinizi ertelemezseniz kazanmak için bir yıl daha çalışmak zorunda kalacaksınız. Sonuç olarak; bu yıl ya da gelecek yıl fedakarlıkta bulunacaksınız. En iyisi bu fedakarlığı; bir an önce yapıp, hazirandan sonra istediklerini yapma konusunda özgür olmanızdır. Bunun için önce, hayatınızdaki alışkanlıkları (istekleri) önem sırasına koymanız gerekir. İsterseniz bu sıralamayı yapan bir adaya kulak verelim: “önce ders çalışmalı ve başarılı olmalıyım. üniversiteye başladığımda, idealleri ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 60</category><pubDate>28.Şub.2010 20:08:57</pubDate></item><item><title>'Keşke yılın başında olsaydık!' dememek için ne yapmak gerekiyor? </title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-17-keske_yilin_basinda_olsaydik_dememek_icin_ne_yapmak_gerekiyor.html</link><description>“Keşke daha çok çalışsaydım!” serzenişlerini çok duymuşsunuzdur. O halde sizde aynı hataya düşmeyeceksiniz değil mi? üniversiteye hazırlanan öğrenciler -ergenlik döneminin de etkisiyle- iniş çıkışlarla dolu bir ruh haline sahiptir. Bu ruh halinin etkisiyle, kimsenin onları anlamadığını ve başkalarının problemi olmadığını düşünürler. İsterseniz, bir gözlemci edasıyla öğrencilerin durumlarını değerlendirelim: öSS’ye hazırlanmak zor bir süreç, öğrencilere hak veriyoruz. çünkü, belirsiz bir gelecek için çalışıyorlar. üstelik çocukluktan çıktıkları bu dönemde, ağır bir sorumluluk omuzlarına yüklenmiş durumda. Peki, bu ağırlığı omuzları ne kadar taşıyabilir? Adayların bunu taşıyabilmesi için ağırlığın azaltılması gerekli. Bunun yolu, düzenli çalışmaktan geçer. Ancak bazı adaylar düzenli çalışsalar bile, sürekli depresyon hali içerisindedirler. Başkalarının sorunsuz olduğunu düşünmek, onları yıpratır. Oysa gerçek, onların düşündüğünden farklıdır. Karacaoğlan’ın dediği gibi, ‘Aradım dünyayı de...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 43</category><pubDate>28.Şub.2010 20:06:45</pubDate></item><item><title>Nasıl çalışalım?</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-16-nasil_calisalim.html</link><description>Sabah saatlerinde çalışmanın faydası: Beyin dinlenmiştir. Şehrin beyni yoran uğultusu yoktur. Ailemiz uyumaktadır. Bundan dolayı da evde ses yoktur. Televizyonda ilgimizi çekecek programlar yoktur. Telefon görüşmesi yapamayız. Sokağa çıkmak istemeyiz. Uyku durumu oluşmaz. Bir gün önceki bilgileri arşvileyen beynimizin hayal âlemlerine dalma ihtimali düşüktür. Dikkatimiz açıktır. *** formülleri kodlayarak öğrenin Hafızanıza almanız gereken formülleri başka formüllerle karışmayacak şekilde ve hafızanıza yerleşecek şekilde kodlamalısınız. Mesela, Periyotlar Cetveli’ndeki; 111 B Grubu elementlerinin kodlanması için şu yolu deneyebilirsiniz: Sc: Sıcaktan Y: Yandım La: Lavaboyu Ac: Açın Sıcaktan yandım, lavaboyu açın. *** Konuları gruplayın Bazen hafızamıza alacağımız kelimelerin sayısı gözümüzü korkutur. Belki de bize kalabalık gibi görünen kelimeler birkaç grup içinde toplanabilecek niteliktedir. Büyük bir koyun sürüsünün yanında geçmiş olan bir insana. “Ne gördün?” diye sorsalar: “Bir koy...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 53</category><pubDate>28.Şub.2010 20:05:59</pubDate></item><item><title>Televizyon ve başarı bir arada olamayacak ikili</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-15-televizyon_ve_basari_bir_arada_olamayacak_ikili.html</link><description>“10 dakika TV izleyip ders çalışacaktım.” dediniz ama yine olmadı. çalışamadınız. Peki bu pişmanlığı hangi sıklıkla yaşıyorsunuz? Eğer başarı istiyorsanız, TV’nin güdümünden çıkmanız gerekiyor. öğrenciler, televizyondaki diziler ve yarışmalardan vazgeçemeyeceklerini düşünürler. Bunu ispatlayan en iyi örnek, konuyla ilgili olarak öğrencilerin kurdukları cümlelerdir: ‘Hocam, inanın kısa bir mola verecektim. Ayaklarım televizyona götürdü, dalmışım. Saatin nasıl geçtiğini anlayamadım.’ öncelikle şunu belirtelim: Ayaklar, televizyona götürmez. Daha doğrusu götürür de, tabii beyin isterse. Ayaklar tüm diğer organlar gibi beyin tarafından yönetilir, bunu hiç kimse inkâr edemez. Bilinçsiz bir şekilde gerçekleştirdiğimiz davranışlar vardır. Ancak yalnızca refleks ve içgüdü türü davranışlar, bilinçsiz davranışlar kapsamına girer. Gök gürültüsü karşısında irkilme, ışık karşısında gözbebeğinin küçülmesi, leyleklerin göç etmesi gibi. O halde, söylenen cümleyi düzeltelim: ‘Hocam, molamı televizyon k...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 39</category><pubDate>28.Şub.2010 19:58:04</pubDate></item><item><title>Sınav zamanı geldi çattı! Hazır mısınız?</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-14-sinav_zamani_geldi_catti_hazir_misiniz.html</link><description>Sınava kadar neler yapılmalı? * Uzun zamandır sınavlara hazırlanıyorsunuz. Bu süreçte değişik çalışmalar yaptınız. Ancak bu çalışmalar sonrasında öğrendiğiniz bazı bilgileri unutma ihtimaliniz her zaman söz konusudur. çünkü kişi, öğrendiklerinin % 70’ini 1 saat içinde, % 80’ini de bir gün içinde unutabilir. Bu nedenle sınavların çok yaklaştığı bu zaman diliminde tekrar çalışmalarına önem vermelisiniz. Bu çalışmaları yaparken deneme sınavlarından elde ettiğiniz sonuçları göz önünde bulundurmalı, bu sınavlarda yapamadığınız soruların geldiği konuları gözden geçirmelisiniz. Sınava çok az zaman kaldığı için bu süreçte, hiç bilmediğiniz veya çok iyi bildiğiniz konulara zaman harcamamalısınız. * Her işin başı sağlıktır. Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur. Bu nedenle sınava kadar, ve sınavdan önce sağlığınıza çok dikkat etmelisiniz. Futbol, güreş gibi sakatlanabileceğiniz sportif etkinliklerden bir süreliğine uzak durmalısınız. Mevsim şartlarına dikkat etmeli, grip veya nezleyle sonuçlanabil...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 48</category><pubDate>28.Şub.2010 19:55:51</pubDate></item><item><title>Ya sınav sırasında hata yaparsam!</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-13-ya_sinav_sirasinda_hata_yaparsam.html</link><description>Aileler olarak sınavı bir ölüm kalım meselesi olarak görmemeli, öğrencinin de böyle görmesini engellemelisiniz. Siz rahat olursanız, çocuk da rahat olacaktır. Bu bağlamda, sınav zamanında neşeli olmalı, güzel şeylerden bahsederek çocuğunuzun moralini yüksek tutmalısınız. Sınav sonuçlarıyla ilgili yorumlar yapmamalısınız. Olumsuz yorumlar moral bozar; olumlu yorumlar ise beklentiye, dolayısıyla da kaygıya yol açar. * öğrenciler sınav sürecinde ailelerinin söz ve davranışlarından fazlasıyla etkilenir. Bu nedenle çocuğunuza karşı hoşgörülü olmalı, onu anlamaya çalışmalısınız. * çocuğunuzun üzerinde baskı oluşturabilecek şekilde şartlandırmalar yapmayınız. “Senin kazanacağından eminiz.” demek böyle bir baskıya yol açabilir. Bunun yerine, “Nasipten ötesi yoktur.” demek daha rahatlatıcı bir yaklaşım biçimidir. * çocuğunuza olan sevginizi, sınav başarısı koşuluna bağlamamalısınız. * Belirsizlik ve bilgisizliklerin giderilmesi öğrenciyi rahatlatacaktır. Bu bağlamda çocuğunuzun sınava gireceği ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 45</category><pubDate>28.Şub.2010 19:54:20</pubDate></item><item><title>Anne-babalar çocukları ile nasıl anlaşabilir?</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-12-anne_babalar_cocuklari_ile_nasil_anlasabilir.html</link><description>Bir baba, oğlu hakkında şöyle diyordu: Onunla iletişim kurmak imkansız. 14 yaşına girdiği günden beri her şeyi en iyi o biliyor. Bizi kesinlikle dinlemiyor.Bir anne ise 20 yaşındaki oğlu için benzerini söylüyor: O kadar başına buyruk ki. Birçok genç de anne-babası için aynı şeyi söylüyor: Annem beni kesinlikle anlamıyor. Babam mı, nato kafa, nato mermer. Sabit fikirlinin tekidir o! çocuklar, anne-babalarıyla ya da anne-babaları çocukları ile nasıl anlaşabilir? Anlaşmazlığın kaynağında binlerce farklı neden olabilir. Bu nedenlerden bir tanesi de, taraflardan birinin diğer tarafa isteğini emir ya da tavsiye olarak iletmesidir. Bir kayaya emrederseniz ya da tavsiyede bulunursanız ne olur, kaya hiçbir şey yapmaz. Kafalarındaki paradigmaları/olayları anlama sistemleri, o kadar sertleşmiş ki bu paradigmalar birer kaya gibi. Bu kayalaşmış paradigmaları nasıl harekete geçirebiliriz peki? İnsanlar, kendileri istemedikçe tavsiye almayı sevmiyorlar. Emredilmekten de hoşlanan insanlar özel bazı ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 49</category><pubDate>28.Şub.2010 19:53:00</pubDate></item><item><title>Beden dili, bütün lisanların üzerinde! </title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-11-beden_dili_butun_lisanlarin_uzerinde.html</link><description>Bu gökkubbede her şey söylendiyse, bütün fikirler ortaya atıldıysa, söylenip de duyulmadıklar için Google çıktıysa biz ne yapacağız? Bilgiyi beden dilimizle harmanlayıp yeniden satacağız elbette! Bilgi çağının bireylerinin her biri ayrı birer bilgisayar. Herkes biliyor. ?u ana kadar ağzı olan konuşuyor idiyse, Google'ı olan da biliyor artık. 6 harfle saniyeler içinde bilgiye ışınlanabiliyorsunuz. Ali Fuat Başgil, '?u gökkubbe altında söylenmedik söz, ortaya atılmadık fikir kalmadı.' demişti. Peki her şey söylendiyse, üstelik söylenip de duyulmadıklar için de Google çıktıysa, size söyleyecek ne kaldı? Bilgiyi nasıl satacağınızı düşünmek kaldı. İşte çağ tam da bu yönüyle bir öncekinden ayrılıyor. Yeni çağ bu yüzden artık kendini bilgi çağı değil; bilgiyi satabilmeyi; nabız şerbet koordinasyonunu ayarlamayı ifade eden bilişim (bilgi-iletişim) çağı olarak tanıtmayı yeğliyor. Ve bilişim çağının iletişim gücü yüksek bilgi sahipleri, diğerlerinin arasından bir anda sıyrılıp yeterince zeki olm...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 35</category><pubDate>28.Şub.2010 19:50:32</pubDate></item><item><title>Çocuğumla ilişkilerim nasıl olmalı?</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-10-cocugumla_iliskilerim_nasil_olmali.html</link><description>1-çocuğumuzla konuşmasak bile onlara sürekli mesaj verdiğimiz ve bir şeyler öğrettiğimiz unutulmamalı. Her davranışımız bilinçli ve şuurlu olmalı; çünkü çocuğumuz tarafından sürekli izleniyor, takip ediliyoruz. 2- çocuklarınızı akranlarıyla kıyaslamayın, örneklendirme yapın. örnek vereceğiniz kişi ile çocuğunuz arasında en az 10 yaş olmasına dikkat edin. Böylece çocuk örnek verilen kişiyi kendine rakip hissetmeyecektir. 3- övgüyü de, eleştiriyi de çocuğun şahsına değil, davranışına yapın. Böylece övgüde çocuğun benliğinin kabarmasına, yergide de özgüveninin sarsılmasına engel olursunuz. örneğin; Sen çok iyi bir çocuksun ama bu yaptığın davranış sana hiç yakışmadı. 4- Problem size göre küçük olabilir, ciddiye alın. çocuğunuzun problemlerinin çözümü ile ilgili olarak onunla yapacağınız görüşmeleri mümkünse farklı ortamlarda yapın. Dışarıda farklı bir yerde bir çay içerek, dondurma yiyerek meseleleri konuşun. 5- Kısıtlı özgürlük hakkını kullandırın. örneğin markete giderken anlaşın. çikol...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 39</category><pubDate>28.Şub.2010 19:49:21</pubDate></item><item><title>Hiperaktif çocuklara şiddetle değil, sevgi ile yaklaşın </title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-9-hiperaktif_cocuklara_siddetle_degil_sevgi_ile_yaklasin.html</link><description>Uzmanlar, hiperaktif çocuklara karşı ebeveynlerin çok dikkatli olmaları gerektiğini, yapılan olumsuz davranışlar karşısında çocuğun kendini sokaklara atabileceğini söyledi. Bursa çekirge çocuk Hastanesi çocuk ve Ergenlik Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Süleyman Atabek, hiperaktif çocukların ebeveynleri tarafından hiçbir şekilde şiddete maruz bırakılmaması, sürekli sevgi ile yaklaşılması gerektiğini belirterek, Eğer bu tür çocuklar yaşamlarında şiddet görürse, aynısıyla karşılık verirler. Onlara şiddetle değil daima sevgi ile yaklaşın. uyarısında bulunuyor. Ekonomik kriz ve artan işsizlik nedeniyle çocuklarına bakamayacak hale gelen ailelerin sayısı, her geçen gün giderek artıyor. Yurt ve bakım evlerine yerleşebilen çocuklar olduğu kadar bu mekanlara yerleşemeyenler sokaklara bırakılıyor. Sokaklarda yaşamaya başlayan çocuklar ise her türlü şiddete ve kötü muameleye karşı savunmasız durumun içinde buluyorlar kendilerini. çekirge çocuk Hastanesi çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Süleyman Atabek, bazı...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 33</category><pubDate>28.Şub.2010 19:47:19</pubDate></item><item><title>Öğretmen-Öğrenci İlişkisi Nasıl Olmalıdır?</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-8-ogretmen_ogrenci_iliskisi_nasil_olmalidir.html</link><description>öğretme evrensel bir uğraştır. Herkes birbirine bir şeyler öğretir. Bu kitap, öğretmenin nasıl daha etkili yapılacağını, öğrencilerin bilgilendirilip, olgunlaştırılırken çatışmaları azaltıp sistemin süresinin nasıl artırılacağını anlatıyor. Etnik öğretmenlik Eğitimi kısaca EöE profesyoneller için hazırlanmıştır, ama öğreten herkesin etkisini arttıracak niteliktedir. öğretme-öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için öğreten ve öğrenen arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. İşte bu kitapta öğretmenin söz konusu bağlantıları sağlayabilmesine yarayacak iletişim becerilerini ele alır. Amaç, öğrencilerin büyümesi ve gelişmesidir, fakat birçok öğretmen tarafından kullanılan ve okul idaresi tarafından salık verilen öğretme yöntemleri öğrencilerin bağımlı, gelişmemiş ve çocuksu kalmalarını sağlamaktan ileri gitmez. EöE'de bütün bunların çözümünü bulacaksınız. öğretmen-öğrenci İlişkisi İçin Etkili Bir Model öğretmenler okuldaki ve öğrencilerdeki sorunlardan dolayı hayal kırıklığına uğ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 29</category><pubDate>28.Şub.2010 19:46:19</pubDate></item><item><title>Şiddetin ilacı güçlü iletişim</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-7-siddetin_ilaci_guclu_iletisim.html</link><description>Şiddeti oluşmadan engellemek için, ortaya çıkan işaretleri iyi gözlemlemek gerektiğini belirten Uzman Psikolog Danışman Itır Tarı, Birçok suç ve şiddet olayında erken tanıma ve uyarı işaretleri vardır. Bunlar çoğunlukla davranışsal ve duygusal işaretlerdir. çocukları bulundukları ortam içinde gözlemlediğimizde davranışlarındaki değişimi fark edebilir ve problem çıkarabilecek çocukların belirtilerini de yakalamak için fırsat elde etmiş oluruz dedi. Uzman Psikolog Danışman Tarı, suçu, 'bireyin toplumun içinde yürürlükte olan kurallara aykırı düşmesi' şeklinde tanımlayarak, çocuğun yakalanması ya da yakalanmamasına, polisle başının derde girmesi ya da girmemesine bakmaksızın hayatı boyunca bir kez suç işlemesi, suç işleme eğilimi kapsamında değerlendirilir şeklinde konuştu. Suç ve suçluluğu biyolojik, psikolojik ya da çevresel ve toplumsal etmenler ile açıklayan kuramlar bulunduğunu ifade eden Tarı, Genel eğilim suçlu davranışın, diğer insanlarla olan iletişim ve ilişki içerisinde öğrenil...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 31</category><pubDate>28.Şub.2010 19:41:31</pubDate></item><item><title>Tek kişilik ordu olmak için !</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-6-tek_kisilik_ordu_olmak_icin.html</link><description>Yılbaşının ertesi günüydü. Gündüz televizyonum açıktı. CNNTüRK kanalında akşam programıyla ilgili reklam vardı. 5N 1K adlı programda saat 20.00vveeprime;de Tema Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca ve Sümerolog Muazzez İlmiye çığ’ın olacağını anons ediyordu. Bu iki kişiyi de tanıyorum. Kişisel olarak tanımıyorum. Medya dünyasından tanıyorum. Yaptıklarını çok beğeniyorum. Akşam saati televizyonun karşısına oturdum. Zevkle programı izledim. İnanılmaz tatlı iki ihtiyar. Zaten kendilerine çılgın ihtiyarlar ismini takmışlar. Hayrettin Karaca 87, Muazzez İlmiye çığ ise 95 yaşında imiş. Yılbaşından önceki hafta yaptıkları protesto ile ilgili olayı anlattılar. Gazetede okudukları bir habere karşı görüşlerini belirtmek için battaniyelerini almışlar, gerekli yerlerden izinlerini de almışlar, Büyük Millet Meclisinin önünde iki kişilik eylem yapmak üzere İstanbul’dan Ankara’ya gitmişler. Oturma eylemini yapmışlar ve gelmişler. Bunda ne var diyeceksiniz. Türkiye’de insanlar 50’li yaşlarda her şey...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 52</category><pubDate>28.Şub.2010 19:36:47</pubDate></item><item><title>İş yaşamında </title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-5-is_yasaminda.html</link><description>İnsanlar yaşamlarında ve işlerinde anlam bulmayı öncelikleri arasına yerleştirirken maneviyat ve pozitivizm gibi kavramlar önem kazanmaya başladı. Bağışlama, sevgi, vicdan, ruh temizliği gibi kavramlar da iş yaşamına giriyor. Son yıllarda yönetim danışmanlarından işletme profesörlerine, eğiticilerden iş yaşamı yazarlarına kadar birçok alandan çok sayıda insan “işyerinde pozitif yaklaşım”dan söz etmeye başladı. Araştırma sonuçları birbiri ardına yayımlanıyor: “Atandıkları değil, en iyi oldukları alanda çalışmalarına izin verilen kişiler, bir buçuk kat daha fazla üretken oluyor”. “Güçlü yönleri takdir edilen çalışanların kuruma bağlılıkları ve katkıları, eksik tarafları eleştirilenlerden daha fazla”. “Bazı elemanlarının eksikliklerini kapatmak, onları çalışmaya zorlamak yerine, en iyi performans gösteren çalışanlarıyla omuz omuza olan yöneticiler, verimliliklerini katlıyor”. “Becerileri hakkında kendilerine olumlu geribildirim verilen öğrenciler, daha az devamsızlık yapıyor, daha yüksek ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 52</category><pubDate>28.Şub.2010 19:34:42</pubDate></item><item><title>Yapıcı ve yıkıcı düşünme</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-4-yapici_ve_yikici_dusunme.html</link><description>Eleştirel düşünme, gelişmenin anahtarıdır. Eleştirilebilen bir şeyin geliştirilebilen bir tarafı vardır. Dolayısıyla her türlü eleştiri bir tür hediyedir. Eleştiriler yapıcı ve yıkıcı olarak ikiye ayrılabilir. Yapıcı eleştiriler, herhangi bir şeyin geliştirilebilir yönüne dikkat çeken eleştirilerdir. Yıkıcı eleştirilerse, sadece yıkmak ve yok etmek için getirilen eleştirilerdir. Yıkıcı eleştirilerin yaygınlığı, yapıcı eleştirilerin değerinin anlaşılmasını engellemiştir. Aslında yıkıcı eleştirilerden de öğrenilecek bir şeyler vardır; ancak yıkıcı eleştiri getiren kişinin düşmanca tavrı, bu eleştiriye uğrayan kişiyi duygusal olarak bozguna uğratır ve eleştiriden yararlanabilecek durumu kalmaz. “Bu araba çok sarsıyor” dediğimiz de aslında bir eleştiri getirmiş oluruz. Ancak bu eleştirinin söylenme şekli, yapıcı ya da yıkıcı eleştiri olmasını belirler. “Bu araba çok sarsıyor” dediğimizde, arabada düzeltilmesi gereken bir tasarım hatası olduğunu ya da değiştirilmesi gereken bir parça olduğu...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 38</category><pubDate>28.Şub.2010 19:33:19</pubDate></item><item><title>ÇOCUĞUNUZDANMEKTUP VAR....... </title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-3-cocugunuzdanmektup_var_.html</link><description>Sevgili Anneciğim, Babacığım,Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim. Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni anlamaya ve tanımaya çalışın.Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşılarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?.Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın Koyduğunuz kurallar ve yasakların h...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 60</category><pubDate>28.Şub.2010 19:31:32</pubDate></item><item><title>Performansınızı arttırmanın yolları...</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-2-performansinizi_arttirmanin_yollari.html</link><description>Bir kişinin bir işteki verim gücü demek olan performans, günümüz şirketlerinin çalışanlarla ilgili hem en büyük “challenge”ı hem de en büyük kabusu haline gelmiş durumda. Bugünün iş dünyasında çalışanların performansını yüksek tutan bir şirket, aynı zamanda iyi yönetilen bir şirket demek. çünkü ancak bunu başarabilen şirketler, rekabette öne çıkabiliyor ve maliyetleri aşağı çekebiliyor. Hepimiz kişisel nedenlerle ya da bizim dışımızdaki koşullar nedeniyle performansımızda zaman zaman düşüşler yaşarız. Her zaman büyük bir süratle ve sonuca odaklı şekilde tamamladığımız işleri eskisi gibi yapamaz hale geliriz. Ancak nedenleri ne olursa olsun kişinin kendi performans grafiğini yönetebilmesi mümkün. Uzmanlara göre verimliliğinizin düştüğünü belirlediğiniz dönemlerde uygulamaya başladığınız reçetelerle süreci tersine çevirebilirsiniz. Ancak en başta performansınızın düşüşüne neden olan sorunların temeline inmeniz ve öncelikli hedefinizin ne olduğunu belirlemeniz gerekiyor. Tavsiye edilen şe...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 53</category><pubDate>28.Şub.2010 19:30:18</pubDate></item><item><title>Kayıp çocuk mutluluk</title><link>http://www.okulportal.tk/koseyazi-goster-1-kayip_cocuk_mutluluk.html</link><description>“İnsan ruhunun en az sabır gösterdiği şey mutluluktur. Şöyle bir düşünelim; acıyı uzun süre taşırız omuzlarımızda, nefreti, kini yıllarca saklarız zihnimizin keseciklerinde, sabrederiz yoksulluğa, yolsuzluğa amansız saldırılara, suratımızı asıp otururuz saatlerce duyguları yaşarız yıllarca ama ya mutluluk?.. Ona sabrımız yoktur, gelir geçer ömür misali bir an, ansızın.” Mutluluk, vardığınız yer değil, çıktığınız yolun ta kendisidir. Görürsünüz insanlar hep arayış içersindedir. Araba, ev, çocuk, iş, arkadaş, şan, şöhret, sevgi veya sevgili…. Ve bakarsınız birçoğuna, diğer çoğunluğun bulamadıklarına sahiptirler, onlar aradıklarını bulmuşlardır. Ama mutlu değildirler, çünkü kafalarında bir yerde elde ettikleri nesneleri veya durumları mutluluk olarak tanımlamışlardır.Kayıp çocuk O arabayı, evi, sevgiliyi bulunca; mutlu olacaklarına inandırmışlardır kendilerini. Oysa mutluluk bu sürecin hepsidir. Eve sahip olmak sonuçtur. Süreç; eve sahip olmak için geçirdiğin her adım, her aşamadır. Yani ...</description><author>amb2616</author><category>Okunma: 57</category><pubDate>28.Şub.2010 19:16:10</pubDate></item></channel></rss>